Günün Anlam ve Önemi

Yine yalnız bir Sevgililer Günü…

Yemişim sevgililer gününü, bana hergün bayram…

Ama şu sağda solda gezen aşk pıtırcıklarına aşağıdaki klipte göreceğiniz hal ve davranışlarda bulunacağım bir gün demedi demeyin…

İlk hedefim Hatçe olacak…

Reklamlar

14 Şubat Sevgililer Günü’ne Özel Kampanya

sevgililer

14 Şubat Sevgililer Günü…

Sevginizi paylaştığınız kişiyle geçirebileceğiniz muhteşem bir gün.

Kendi içinde bir hikayesi olan ancak kendi hikayenizi de yazabileceğiniz bir gün.

Peki ya yalnızlar, yalnız kalpler?

Herkesin mutlu olduğu bu günde yalnızlar ne yapacak?

Üzülmeyin Dünyalı Deli Company sizleri unutmadı.

Hizmette son nokta.

Müşteri memnuniyeti üst noktada düşünüldü.

Ve en önemlisi ücretsiz.

13 Şubat 23:59’dan 14 Şubat 23:59’a kadar 24 saatlik sevgili hizmeti veriyoruz siz yalnızlara, yalnız kalplere, Sevgililer Günü’nü yalnız geçirmek istemeyenlere…

Sizin isteğiniz dışında hareket etmeyecek, belli bir plan ve program çerçevesinde olan, sizin beğeninize uygun yerlerde bulunmanızı sağlayacak tam donanımlı bir arkadaş, dost veya tek günlük sevgili.

Elini mi tutmak istediniz çekinmeyeceksiniz.

Kıskandırmak istediğiniz birileri mi var? Çatır çatır çatlatacaksınız.

Masum ve mutlu bir gün mü geçirmek istiyorsunuz ve yalnızlığınızı mı paylaşmak istiyorsunuz sadece, aradığınız kişi biziz.

 

Çizilen Temel Program Aşağıdaki Gibidir:

  • Gece yarısı güzel ve anlamlı mesajlar. (Uyuyana kadar)
  • Sabah evinizin önünden süprizli karşılama. (Çiçek ve özel bir isteğiniz yok ise süpriz hediye)
  • Güzel bir yerde kahvaltı. (Mekan seçimi size ait.)
  • Kahvaltı sonrası deniz kenarı gezintisi. (Mekan isteğe göre değişebilir, el ele tutuşmak opsiyoneldir.)
  • Sizin seçeceğiniz bir sinemada yine sizin beğeninize göre film izleme. (Sinemada olanlar sinemada kalır. Opsiyoneldir.)
  • Acıkma durumuna göre atıştırma ve muhabbet, şakalar espriler.
  • Kişinin seçeceği yemek türünde güzel bir lokantada akşam yemeği. (Kişiye özel süprizler söz konusu.)
  • Kişinin seçeceği ve duruma uygun etkinliğe katılmak. (Konser veya tiyatro ya da sizin seçeceğiniz başka bir etkinlik.)
  • Gece 23.59 olmadan kişiyi güvenli şekilde eve bırakma.

 

Temel planda esneklik yapılabilir. Kişiye göre değişiklik gösterilebilinir. İstanbul trafiği ve kalabalığı bizi bağlamaz.

Günübirlik sevgili talep eden kişinin gelen arkadaşa ufakta olsa bir hediye vermesi güzel bir jest olur.

Sizden hiçbir şekilde para talep edilmeyecek ve hesap ödetilmeyecektir.

Talep ve bilgi için bana ulaşabilirsiniz.

Hizmetimiz sadece hanımlara özeldir…

Memnuniyetlerinizi bana, şikayetlerinizi Hatçe’ye yapabilirsiniz.

 

Beni bu duruma düşürdün ya, gittiğin tuvaletlerde tuvalet kağıdı bitmiş olsun Hatçeeeee…

 

 

 

Ne yaptınız girdiniz mi 2019’a?

Ben giremedim, 2018’de kaldım. Biriniz gelip kapıyı açsın…

Bir Yastık Gibi Tek ve Hür, Bir Koltuk Takımı Gibi Kardeşçesine

Kendimi köşe yastığı gibi hissediyorum artık. Kendince önemli olan, bir bütünün parçası ve bir o kadar değersiz. Bir bütünün parçası ama eksikliği bir sorun yaratmayan, ‘olmasa da olur’ olan.

Kırlent olamayacak kadar şekilsiz ama sempatik. Sempatik bir köşe yastığıyım. Kırlent gibi çiçekli böcekli değilim. Benim çiçeklerim içime açıyor. Dışarıdan bakanlar göremiyor. Kendime saksıyım ben.

İnsanların sarılıp ağladığı, takımı gol kaçırdığında sağa sola fırlattığı, uyurken başını koyduğu ama mutlu günlerinde sadece köşe yastığı olan biriyim. Düpedüz yastığım. Yırtılana kadar kullanılan, belki yeni yüz ile hayata geri dönen ya da kullanılmayacaksam bir köşeye atılan bir yastık. Belkide yamalar içinde olan. Çöpe atılma zamanımı Allah bilir.

Bir değerim yok mu kimsenin gözünde? Elbette var. Değer görüyorum ki köşe yastığıyım ya. Düşünmeden insanlar sırtını yaslayabiliyor bana, güvenilirliğim çok yüksek. Destek oluyorum. Ezilsemde destek oluyorum. Vazgeçmiyorum yastık olmaktan. Diğer yastıklardan farksız. Bir yastık gibi tek ve hür, bir koltuk takımı gibi kardeşçesine.

İş gören, işi bittikten sonra köşesine çekilen, günlükçü ablalar tarafından hor görülen, balkonda başka yastıklarla çarpıştırılma eylemiyle dövülen kendi halinde bir yastık.

Diyorum ya kendimi köşe yastığı gibi hissediyorum, milletin sırtını dayadığı ama işi bitince bir köşede ömrünü tüketen. Değeri kadar etmeyen. Değeri kullanıldıkça anlaşılan ama daha sonra tekrar değersizleşen. Yeni mobilyalara uyumsuz, ev hayvanlarına ısırma-tırmalamalık, çocukların kalelerine tuğlalık. Ama o kadar işte sonra bir kenara atılmalık.

İçimi doldurdukça dolgunlaşan, üstüne basıldıkça ezilen ve küçülen bir yastık. Yalnız başıma birşey ifade edemiyorum. İfade özgürlüğüm koltuk köşelerinden ibaret. Belkide kıyılamadığından atılamayan bir yastığımdır. Belkide içimde birşeyler saklıyorumdur, hırsızlar bulamasın diye.

Bilmiyorum ben galiba basit bir köşe yastığıyım. Kendi köşesinde uyumlu, başka köşelerde gayet yabancı…

 

Cacık değilim yastığım, cacıkta olabilirim. Cacıklı yastık. Belkide bir cacık olamadığım için yastığımdır…

Hatçe’ye…

Uzun uzun yazacak şuanlık bir durum yok. Aşağıda paylaştığım karikatür Hatçe’ye ithafendir. Duygularımın tercümanıdır. Bilakis duygularımın kendisidir ve Hatçe duygu katilidir. Hatçe bence seri katildir. Seri olmasa bile yavaş katildir.

Burada Hatçe’yi yazıyorum diye kendiside karşılık olarak intikamını instagramda beni afişe ederek alıyor ya da öyle sanıyor. Gerçi en son afişe ettiği konuyu yazmayacağım. Yazsam mı? Yazmayayım. Yazayım mı Hatçeeee?

Hatçeye ithafen:

643f0cf17beaa6bfa2c1e0c9334ae8a6

The Big Hatçe Theory

Bir atasözüdür, belkide değildir: “Hatice’ye değil neticeye bak”

Ben Hatçe’ye bakıyorum netice yok. Hatçe işten kaytarıyor. Netice alamıyoruz. Bakış açısı hep halı kenarları. Ben sana güvenmiştim halbuki. Kongre öncesi Ali Koç’a nasıl bağırdıysak tribünde bende evin balkonundan sana öyle bağırmıştım: “İnanıyoruz, güveniyoruz.”

Yok şimdi Allah için birdende “çalışmıyor” diyemeyiz. Çalışmaları tam gaz devam ediyor. Ediyorda galiba baştan savma yapıyor bu işi. Şikayetçiyim, müffetiş gönderin Hatçe’ye.

Ben Hatçe’nin oğluna kirve oldum, yani “Pipiden Sorumlu Devlet Bakanı”. Yakınımıda hemen işe sokayım dedim Hatçe’yide “Aileden Sorumlu Bakan” yaptım. Ama bakan, bakmayan oldu.

Hayır işi savsakladığı gibi birde dalga geçiyor benle. “Ayarlayamadığı” hatunlar sevgili bulunca ya da evlenince bana screenshot yolluyor “Bak derdine yan ahahaha” diye. Beceremiyor birde dalga geçiyor. Yaşlandıkça bir haller oluyor Hatçe’ye. İnsan insana bunu yapar mı? Kardeş dedim, bacım dedim sırtımdan vuruyor beni. Kaçmıyorda başımda bekleyip dalga geçiyor. Sık Hatçe kafama sık ne bekliyorsun. Hain Hatçe.

Doğum günümde bana yolladığı duygusal mesajla gözlerimi yaşarttı. Can dedim, kardeş dedim. Dalga geçiyor ya benle. Ben senle dalga geçiyor muyum hiç Hatçe? Domdom Hatçe. Mutluluktan neden gözlerimi yaşartmıyorsun Hatçe? Düğünümde seninle göbek atamayacak mıyım? Eşime görümce olacaksın daha ne istiyorsun?

Oğlu benim canım, yeğenim. Kirve olma şerefine nail etti beni sağolsun Hatçe. Ama çocuk pipisini keşfettiği yaşlara geldi. Görmeye gittiğimde arada, çocuğun pipisini tutup bana düşmanca bakışlar attığını görüyorum. Hatçe gizliden oğlunu mu dolduruyorsun bana karşı? Yok Hatçe’lerde gece kalmaya korkar oldum çocuk intikam alacak diye.

Birde bana “oğlum ben dağda yaşıyorum” diyor. Dağda yaşıyorsan tabi bana kız bulamazsın. Dağda bana ağaç mı ayarlayacan, yaban domuzuyla mı evlendirecen? Şehire inmen lazım senin. Görevini layığınla yapabilmen için şehire taşınman gerek. Bize yakın taşın ki bende yeğenimden ayrı kalmayayım daha fazla.

Uykunun en güzel yerinde çişin gelsin Hatçe.

Beni evlendiremediğin her sene bir tane çocuğun olsun Hatçe. (Ne güzel çok yeğen, dapdayı olurum.)

DipNot: Asla beddua değil yukarıdaki yazdıklarım. Her duamda yeri olan insana kötü düşünce besleyemem ben. Kardeşim benim o. Benimki sadece temenni 🙂